1. İran
  2. Türkiye
  3. Batı Asya
  4. Dünya
  5. Röportaj
  6. Analiz/Makale
  7. Bilim/Uzay
  8. Spor
  9. Yaşam/Kültür
  10. Fotoğraf
  11. Karikatür
  12. Video
    • فارسی
    • english
    • عربی
    • עברית
    • Pусский
  • RSS
  • Telegram
  • Instagram
  • Twitter
  • İran
  • Türkiye
  • Batı Asya
  • Dünya
  • Röportaj
  • Analiz/Makale
  • Bilim/Uzay
  • Spor
  • Yaşam/Kültür
  • Fotoğraf
  • Karikatür
  • Video

PKK’nın Kaderi: “Fîs”te doğuş, “Kamışlı”da Ölüm Mü?

  • 25 Ocak, 2026 - 13:48
  • Batı Asya haber
PKK’nın Kaderi: “Fîs”te doğuş, “Kamışlı”da Ölüm Mü?

Analistler, feshedilmiş PKK örgütünün akıbeti konusunda görüş ayrılığı yaşıyor. Bazılarına göre örgüt tamamen ortadan kalkmış durumda.

Batı Asya

Tesnim Haber Ajansı- Suriye’nin kuzeyinde son günlerde yaşanan gelişmeler, Türkiye medyasında yer alan birçok haber ve siyasi tartışmanın en önemli gündem maddesi haline gelmiş bulunuyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’a ve iktidar partisine yakın medya organları, Ahmed eş-Şera hükümetinin Ankara’nın doğrudan desteğiyle iktidara geldiğini ve kendi egemenliğini tesis etmesinin önündeki en büyük engel olan “SDG” adlı silahlı grubu da saf dışı bıraktığını öne sürüyor.

Bu medya kuruluşları, PKK’nın bir uzantısı olarak görülen SDG’ye yönelik ABD’nin askerî desteğinin sona ermesinin, Abdullah Öcalan liderliğindeki bu feshedilmiş örgütün 50 yıllık tarihinde bir dönüm noktası olduğunu savunuyor.

Buna karşın uzmanlar, PKK’nın son beş on yılda çeşitli baskılara rağmen yüksek bir direnç ve uyum kapasitesi gösterdiğini, bu nedenle yeniden bir tehdit aşamasına geçmesinin ihtimal dışı olmadığını belirtiyor.

Bu değerlendirmeler, ABD’nin Türkiye Büyükelçisi ve Trump’ın Suriye özel temsilcisi Tom Barrack’ın, ABD ile SDG arasındaki ortaklığın temel ve en önemli gerekçesi olan IŞİD ile mücadelenin artık sona erdiğini ve bu görevi Suriye devletinin üstlenebileceğini açıkça ifade ettiği bir dönemde yapıldı.

Donald Trump da açık bir şekilde, SDG’ye bağlı Kürt militanların son yıllarda Washington’dan para, silah ve başka imkânlar aldıklarını, ancak ABD’ye hizmet etmekten ziyade kendi taleplerini öncelediklerini dile getirdi. İşte bu ortamda, feshedilmiş PKK örgütünün tamamen sona erdiği yönündeki değerlendirmeler gündeme geldi.

Analistler, feshedilmiş PKK’nın geleceği konusunda fikir ayrılığı içindedir. Bazıları örgütün tamamen dağıldığını savunurken, bir kesim ise aceleci yargılardan kaçınılması gerektiğini vurgulamaktadır. Türkiye’nin tanınmış analist ve siyasetçilerinden Dr. Aydın Ünal da kaleme aldığı bir değerlendirmede bu konuya değinmiştir.

Uzun yıllar Türkiye Cumhurbaşkanı ve Başbakanı’na danışmanlık yapan, ayrıca iki dönem Ankara milletvekili olarak görev alan Aydın Ünal, son siyasi analizinde PKK’nın kaderine ilişkin kapsamlı ve dikkat çekici bir yazı kaleme almış; bu yazının bazı bölümlerini birlikte gözden geçiriyoruz:

PKK’nın Defin Zamanı 

Terör örgütü PKK, 1978 yılında Türkiye’nin Diyarbakır iline bağlı Lice ilçesinin kırsalındaki Fîs köyünde düzenlenen gizli bir toplantıda kuruldu. Bu grubun üyeleri başlangıçta kendilerini “Apocular” (Apo’nun, yani Abdullah Öcalan’ın takipçileri) olarak tanıtıyordu. Ancak zamanla örgütsel bir yapıya bürünerek adını “Kürdistan İşçi Partisi” (PKK) olarak değiştirdi ve küçük çaplı eylemler gerçekleştirmeye başladı.

1980 yılında örgütün lideri Abdullah Öcalan, General Kenan Evren’in gerçekleştireceği askerî darbeden önceden haberdar edilmesinin ardından Suriye’ye kaçtı. Suriye ve Lübnan’da silahlı eğitim alan Öcalan, daha sonra örgüt mensuplarını Irak’ın kuzeyindeki Kandil Dağları’na yerleştirdi. PKK, Türkiye Kürtleri arasında ve aynı zamanda İran, Irak ve Suriye’de örgütlendi.

1984 yılından itibaren PKK, Türkiye’nin askerî birlikleri ve güvenlik güçlerine yönelik silahlı saldırılara başladı ve son derece kanlı bir dönem yaşandı. Polis karakollarına saldırılar düzenlendi, sivil kalabalıklar arasında intihar bombaları patlatıldı, köylere baskınlar yapıldı; hatta bebekler, öğretmenler, işçiler ve cami imamları dahi katledildi.

PKK’nın 1978’deki kuruluşundan bugüne kadar geçen sürede, bu terör örgütünün eylemleri sonucunda 40 bin sivil ile yaklaşık 10 bin askerî ve güvenlik personeli hayatını kaybetti.

PKK’nın Türkiye ekonomisine verdiği zararın 4 trilyon dolara ulaştığı ifade edilmektedir. Örgüt, şiddet eylemlerini sürdürürken hem Türkiye’de hem de Avrupa’da taban ve destek buldu; mali açıdan sıkıntı yaşamadı. 1990’lı yıllardan itibaren kendisine bağlı siyasi partiler kurdu ve Türkiye’deki Kürt nüfusun bir bölümünden yaklaşık yüzde 10 oranında oy almayı başardı.

Aynı zamanda Kürt milliyetçiliğinin yükselmesine ve Kürtlerin bir kısmı arasında sekülerleşmenin artmasına zemin hazırladı.

PKK’nın ortaya çıkışıyla birlikte, özellikle 1980’li yıllardan sonra “terör” Türkiye’nin en büyük sorunu haline geldi ve bu sorun ekonomik sıkıntıların bile önüne geçti. Tüm askerî, siyasi ve diplomatik çabalara rağmen terör tamamen ortadan kaldırılamadı. Zaman zaman yürütülen müzakereler ise hızla çıkmaza girdi. Teröre karşı kapsamlı operasyonlar, ya dış baskılar ya da iç ihanetler nedeniyle başarısız ya da yetersiz kaldı.

Ancak bugün gelinen noktada şunu söylemek gerekir: Yaklaşık yarım asır boyunca Türkiye’yi bunaltan, kan döken, iç ve dış politikayı etkileyen, toplumda güvensizlik ve umutsuzluk yaratan, ülkeyi bölünmenin eşiğine kadar sürükleyen PKK, nihayet birkaç gün önce Suriye’nin Kamışlı kentinde toprağa gömüldü. Bu ne bir iddia ne de bir temennidir. PKK, uzun süredir Türkiye içinde faaliyet yürütme kabiliyetini büyük ölçüde kaybetmişti.

Özellikle sınır hattı boyunca alınan sıkı tedbirler sayesinde örgüt mensupları Türkiye’ye sızamıyordu. Sınır ötesi operasyonlar ve savunma sanayiindeki ilerlemeler, özellikle insansız hava araçlarının yaygın kullanımı, terör eylemlerini asgari seviyeye indirmişti. 2024 yılının sonunda “Terörsüz Türkiye Projesi” adı altında başlatılan yeni müzakere süreciyle eş zamanlı olarak PKK, kendisini feshetmek zorunda kaldı.

PKK, Türkiye’deki varlığını sona erdirirken tüm dikkatini Suriye’nin kuzeyine yöneltmişti. Bu feshedilmiş örgütün Suriye’nin kuzeyindeki uzantısı olarak PYD (Demokratik Birlik Partisi) adlı siyasi parti ile YPG ve SDG adlı iki silahlı yapı kuruldu. Fiilen gayriresmî bir yerel yönetim oluşturuldu; ABD’nin desteğiyle Suriye’nin üçte biri işgal edildi ve ülkenin petrol kaynakları kontrol altına alındı.

PKK’nın nihai planı, Suriye’de yarı federal bir devlet kurarak varlığını bu yolla sürdürmekti. Ancak bu planlar başarısız oldu. Türkiye’nin attığı adımlar ve Suriye ordusunun verdiği mücadele sonucunda PKK, çok kısa bir süre içinde, yaklaşık bir hafta içerisinde işgal ettiği topraklardan çekilmek zorunda kaldı ve Ayn el-Arab ile Haseke-Kamışlı hattındaki sınırlı alanlara sıkıştı.

Bundan sonra PKK’nın herhangi bir taahhüdünü ihlal etmesi halinde, Suriye ordusunun ağır saldırılarıyla karşı karşıya kalacağı ifade edilmektedir. Suriye ordusu bu kentlere girmese bile, elektrik, su, gıda ve dış bağlantılardan yoksun bu dar coğrafyada uzun süre varlık göstermesi veya direnmesi mümkün değildir.

Özetle, yolun sonu şimdiden görünmektedir. Türkiye’nin Lice ilçesine bağlı bir köyde doğan PKK, Suriye’nin kuzeyinde öldü ve Kamışlı’da defnedildi. Peki bundan sonra ne olabilir?

PKK, faaliyetlerini Irak’ın kuzeyinde veya İran’da sürdürebilir mi? Hayır, bu o kadar kolay değildir. İran, son derece sert önlemlerle bu örgütü bastırmaktadır. Irak’ın kuzeyinde ise PKK artık bir sorun kaynağı haline gelmiştir. Dolayısıyla orada da varlığını sürdürmesi zor görünmektedir.

Sonuç olarak PKK, Türkiye ve Suriye için artık bir tehdit değildir ve terör dönemi sona ermiştir. Bundan sonra Kürtlerin daha fazla entegrasyonu için atılacak adımlar gündeme gelecek ve tüm meseleler yalnızca siyasi zeminde tartışılacaktır. Böylece Türkiye’de bir dönem kapanmakta, yeni bir dönem başlamaktadır.

 
R7443/P
tasnim
tasnim
tasnim
  • Hakkında
  • İletişim
  • En Çok Okunan
  • Arşiv
bizi takip et:
  • RSS
  • Telegram
  • Instagram
  • Twitter

All Content by Tasnim News Agency is licensed under a Creative Commons Attribution 4.0 International License.